Sihrin kapalı kapıları aralanıyor....
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Profesör Alımları

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Violet C. Melix D'Owen
Hogwarts Müdüresi/ Mitoloji Profesörü/ Ollivanders Asa Dükkanı SahibiHogwarts Müdüresi/ Mitoloji Profesörü/ Ollivanders Asa Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 25
Rp sevgilisi : Henüz yok!
En belirgin özelliği : Komik
Asa : Sessizliğin Çığlıkları
Özel yeteneği : Görücü
Kayıt tarihi : 11/08/08

MesajKonu: Profesör Alımları   Ptsi Ağus. 11, 2008 11:43 pm

Ad:
Soyad:
Yaş:
İstenilen yer:
Örnek rp:

Aritmansi
Biçim Değiştirme- Mary Lola Montez
Bitkibilim

Karanlık Sanatlara Karşı Savunma- Drizzt DoUrden
Kehanet
Astronomi
Tılsım/Muska
İksir
Mitoloji-Violet M. O'Savner
Sihirli Yaratıkların Bakımı - Clarie Lucy DoUrden
Muggle Araştırmaları
Eski Yazılar
Uçuş











En son Violet M. O'Savner tarafından Salı Ağus. 12, 2008 1:05 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lola Mary Montez
Hogwarts Müdüre Yardımcısı/ Biçim Değiştirme Profesörü
Hogwarts Müdüre Yardımcısı/ Biçim Değiştirme Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Yaş : 23
Kayıt tarihi : 11/08/08

MesajKonu: Geri: Profesör Alımları   Salı Ağus. 12, 2008 12:14 am

Ad:Lola Mary
Soyad:Montez
Yaş:19
İstenilen yer:Biçim Değiştirme
Örnek rp:
Vanessa sınıfa girdi.Henüz sınıfta kimse yoktu.Öğrencileri beklerken tahtaya ''Ben yeni Biçim Değiştirme profesörü Vanessa Anne Hudgens'' yazdı.Daha sonra içeri bir kaç öğrenci girdi. Vanessa:
-Evet çocuklar ben yeni Biçim Değiştirme profesörünüz Vanessa Anne Hudgens.19 yaşındayım.Bu yüzden sizlerle iyi anlaşabileceğimi düşünüyorum.Evet şimdi siz kendinizi tanıtın.
Öğrenci:
Ben Hermonie Granger.13 yaşındayım.Biçim değiştirme dersi ile ilgili araştırmalar yapıyorum.Her dersi çok severim...Tabii ki ders çalışmayı da..
Öğrenci:
-Ben Ronald Weasley.13 yaşındayım.Ders çalışmayı pek sevmem.Ama iyi bir büyücüyümdür.
Öğrenci:
-Ben Harry Potter.13 yaşındayım.Ron gibi bir kişiliğe sahibim.Ama onunla bazı konularda anlaşamayız.
Vanessa:
-Teşekkürler çocuklar.Şimdi gelelim dersimize..Bu dersimiz tanışma dersi olduğundan dolayı sadece birbirimizi tanıyacağız.Ve tanıdık.Şimdi ödevinizi söylüyorum.
BİÇİM DEĞİŞTİRME DERSİ HAKKINDA BİLGİ TOPLAYIN.Haftaya dersimize ödevinizle gelin.
Sihirli günler.
Çıkabilirsiniz, dedi.Ve sınıftan ayrıldı..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Clarie Lucy DoUrden
S.Y.B. Profesörü
S.Y.B. Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 4
Yaş : 23
Rp sevgilisi : y0k
En belirgin özelliği : Sabırsız
Asa : Gölgelerin Parıltısı
Özel yeteneği : Animagus
Kayıt tarihi : 12/08/08

MesajKonu: Geri: Profesör Alımları   Salı Ağus. 12, 2008 2:39 am

Ad: Clarie Lucy
Soyad: DoUrden
Yaş: 19
İstenilen yer: Bitkibilim
Örnek rp:

Chloe, gecenin bir yarısı aşağıdan duyduğu seslerle uyanmış, sessizce aşağı iniyordu. Aşağıdakinin seslerin sahibinin bir yabancı olmasına imkân yoktu çünkü hiç çekinmeden hareket edebiliyor, özgürce ses çıkartıyordu."Lumos" diye geçirdi içinden. Asasına dolan ışıkla salona girdiğinde annesiyle babasını gördü.

— Anne, baba ne yapıyorsunuz? Yine mi çarpışma var?

O,savaşta tarafsız olmayı tercih ediyordu. Bulanıkları sevmese de, onlardan nefret etse de, onları büyücü dünyasından atmanın kayıp vermeden bir yolu olmalıydı ona göre. Ama savaşmak için bir nedeni olsa farklı olabilirdi belki de... O gece sanki aklından geçirecek başka bir şey kalmamış gibi bunu geçirmişti işte.

— Evet, Chloe. Geç dönebiliriz. Bir haftaya kadar sürebilir. Sen sadece evde bizi veya bizden bir haber bekle.

Babası Chloe'nin fazla başına buyruk olduğunu bildiğinden bütün bunları üstüne bastıra bastıra söylemişti. Chloe "Tamam" diye mırıldansa da, iki günden fazla sürerse kesinlikle bir şeyler yapardı. Babasının yüzüne bakmadan düşünüyordu tabii. Gerçi, o birinin yüzüne bakmadan düşünür, konuşur veya cevap verirse daha kötü olurdu bunu babası da biliyordu ama bu sefer bir şey söylememesine şaşırmıştı. Yukarı çıkarken ardı ardına iki tane cisimlenme sesi duydu. Saat sabahın dördüydü. Arkasına bakmadan odasına gitti ve kapıyı kapatıp uykuya daldı. Ertesi sabah uyandığında gelmelerini umarak boş eve “Günaydın” dedi neşeli bir sesle.
Ancak o cevap olarak bir ses beklerken, koltuğa kıvrılmış kedisinin mırıltısı gelmişti.

- Ah, pekâlâ blöf yapmıyorlarmış. Umarım doğum günüme kadar gelirler.

Dedi yüksek sesle. Sanki onu duyacak biri varmış gibi. Mutfağa geçtiğinde cinleri Patty çoktan kahvaltıyı hazırlamıştı bile.

- Miss Black, bir şey isterler mi efendim? Kahvaltınızı hazırladım, beğenmediyseniz başka bir şeyler de hazırlayabilirim efendim. Ne içmek istersiniz efendim?

Efendim, efendim vs… Chloe’nin bu laftan artık neredeyse beyni uyuşmuştu.

- Tamam, Patty, git ve kıyafetleri ütüle. Ütülediysen bir daha ütüle. Ben çağırana kadar! Tamam mı ?

- Elbette efendim. Efendimin her lafı emirdir efendim.

Dedi ve hemen yukarıya cisimlendi cin. Günler nedense büyük bir hızla geçiyordu. Chloe, annesine ve babasına her zaman saygı duyardı. Ve bu yüzden evden çıkmamıştı bu sefer. Çünkü bu sefer durum ciddi gibiydi. Chloe, her gün yaptığı gibi kalkıyor, bazen Patty’e kızıyor bazen de kedisi Leasty’e ve zaman akıyordu. Ertesi gün doğum günüydü.

Yarın gelmeleri umuduyla odasında uykuya daldı. Gece yarısı bir cisimlenme sesiyle irkilerek uyandı. Cisimlenenlerin iki kişi olmasını bekliyordu. Ama bir ses duyunca annesinin veya babasının yaralandığı düşüncesi aklına geldi ve korkarak aşağı indi. Başkasının cisimlenme ihtimalini düşünemiyordu bile çünkü bu ancak evdeki yabancılara karşı olan anti-cisimlenme büyüsü kırıldığında olabilirdi.Bunun da sadece bir yolu vardı.”Yoo” diye fısıldadı.Mümkün olabilir miydi ?Yine saçmaladığını düşündü.Daha aşağıya bile inmeden bir sürü saçma sapan senaryo yazmıştı.Merdivenden inerken salonun ortasında annesi ve babası gibi ölümyiyen olan ama kendisinden yalnızca iki yaş büyük Ryan’ı gördü.Sakin olmaya çalışarak

- Hey Ryan.Ne oldu?Imm.Bir de büyüyü nasıl kırdın?”

- Chloe,bunu söylemek benim için bile zor.Çünkü sözkonusu olan çok yetenekli büyücüler ancak…

Ryan lafının devamını getiremeden Chloe atladı:

- Onlara bir şey olmadı değil mi Ryan?Doğruyu söyle olmadı değil mi?

O sırada saat 12’yi bir geçmiş, Chloe birinin daha doğrusu birilerinin gelmesini bekliyor. Ama sadece Ryan konuşmasına devam ediyordu:

- Chloe sakin ol, annen ve baban savaşta öldüler.

Ama Chloe kendine hâkim olamamıştı. Asasını Ryan’a doğru savurdu. Çocuğun başından kan sızıyordu. Ama o hiç endişelenmedi. Nasıl olsa birkaç dakika önce reşit olmuştu.

- Nasıl bu kadar sakin olabilirsin Ryan? NASIL! Kim yaptı söyle bana? Lütfen?

Bu arada onun başından sızan kanı tekrar görüp irkilince, iksir dolabına gitti ve oradan aldığı iksiri ona içirtti.

- Tamam, beş dakikaya bir şeyin kalmayacak. Şimdi bana anlatır mısın? Lütfen…

Bu sefer ona yalvaran gözlerle bakıyordu. Hayattaki tek yalvaran bakışı olacaktı belki de bu çünkü en sevdiği iki insanı kaybetmişti. Ryan derin bir nefes alarak ve yeni bir lanet yememek için dikkatli bir şekilde konuşmaya başladı:

— Bak, Chloe. Savaş, bu sefer gerçekten çok kanlıydı. Bir sürü ölen oldu. Annen ve baban da savaşın ön saflarındaydılar. Bir anda kendilerini Özel Hedef Çemberi’nin ortasında buldular. En iyi seherbazlar vardı. Sonları, sonları üzgünüm ki kaçınılmazdı.

- Peki sen? Sen nasıl kurtuldun? Hem bu Özel Hedef Çemberi, Ölümyiyen Çemberi gibi mi?

- Evet, Ölümyiyen Çemberi gibi… Benim nasıl kurtulduğuma gelirsek, ben o çemberin hedefinde değildim Chloe. Biraz ileride diğerleriyle savaşıyordum. Bu savaşta annen ve baban gerçekten özel hedef gibiydiler.

Chloe,Ryan’a inanmıştı ki,başka çare göremiyordu zaten.Bu arada dört gün önce annesi ve babası giderken dilediği dilek aklına geldi.Lordun tarafına katılmak için geçerli bir sebep istemişti ve işte lanet olsun ki o sebep tam da doğumgününde hediye gibi önüne sunulmuştu.Ryan ayağa kalkmış gitmeye hazırlanırken ona seslendi:

- Hey Ryan.Ne yapmam lazım?

- Ne için Chloe?

- Ne için olacak? Size katılmak için… Ne yapmam lazım?

Ryan sanki ona bu soruyu bekliyormuş gibi baktı.

- Emin misin peki? Gerçekten?

Chloe eminim dercesine başını salladı.

- Pekâlâ, öyleyse gel benimle. Katılman kolay olacak, çünkü zaten ailen tarafından dolaylı olarak güven kazanmış durumdasın. Ve ayrıca buna ters düşecek bir şey de yapmadın. Ve ikna edilmesi gerekenlerin listesindesin. Eminim ki kolay olur.

Chloe,ikna edilmesi gerekenler lafını duyunca şaşırarak ona baktı.Ryan ise hiç şaşırma gibi bakarak karşılık verdi.Ve ikisi karargaha,yani değiştirilemeyecek kararlara doğru cisimlendiler.


Not: Eski bir rp'm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Drizzt DoUrden
Ksks Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu
Ksks Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 13
Yaş : 24
Asa : Ölüm Ateşi
Kayıt tarihi : 12/08/08

MesajKonu: Geri: Profesör Alımları   Salı Ağus. 12, 2008 2:48 am

Lola Mary Montez demiş ki:
Ad:Lola Mary
Soyad:Montez
Yaş:19
İstenilen yer:Biçim Değiştirme
Örnek rp:
Vanessa sınıfa girdi.Henüz sınıfta kimse yoktu.Öğrencileri beklerken tahtaya ''Ben yeni Biçim Değiştirme profesörü Vanessa Anne Hudgens'' yazdı.Daha sonra içeri bir kaç öğrenci girdi. Vanessa:
-Evet çocuklar ben yeni Biçim Değiştirme profesörünüz Vanessa Anne Hudgens.19 yaşındayım.Bu yüzden sizlerle iyi anlaşabileceğimi düşünüyorum.Evet şimdi siz kendinizi tanıtın.
Öğrenci:
Ben Hermonie Granger.13 yaşındayım.Biçim değiştirme dersi ile ilgili araştırmalar yapıyorum.Her dersi çok severim...Tabii ki ders çalışmayı da..
Öğrenci:
-Ben Ronald Weasley.13 yaşındayım.Ders çalışmayı pek sevmem.Ama iyi bir büyücüyümdür.
Öğrenci:
-Ben Harry Potter.13 yaşındayım.Ron gibi bir kişiliğe sahibim.Ama onunla bazı konularda anlaşamayız.
Vanessa:
-Teşekkürler çocuklar.Şimdi gelelim dersimize..Bu dersimiz tanışma dersi olduğundan dolayı sadece birbirimizi tanıyacağız.Ve tanıdık.Şimdi ödevinizi söylüyorum.
BİÇİM DEĞİŞTİRME DERSİ HAKKINDA BİLGİ TOPLAYIN.Haftaya dersimize ödevinizle gelin.
Sihirli günler.
Çıkabilirsiniz, dedi.Ve sınıftan ayrıldı..

Belli ki alınmışsın... Ama rp lerine daha çok özen göstermelisin söylemeden edemicem... Betimleme 0... Bide sanki aceleye getirmişsin... Biraz özen gösterseydin daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum...


Alıntı :
Ad: Clarie Lucy
Soyad: DoUrden
Yaş: 19
İstenilen yer: Bitkibilim
Örnek rp:

Chloe, gecenin bir yarısı aşağıdan duyduğu seslerle uyanmış, sessizce aşağı iniyordu. Aşağıdakinin seslerin sahibinin bir yabancı olmasına imkân yoktu çünkü hiç çekinmeden hareket edebiliyor, özgürce ses çıkartıyordu."Lumos" diye geçirdi içinden. Asasına dolan ışıkla salona girdiğinde annesiyle babasını gördü.

— Anne, baba ne yapıyorsunuz? Yine mi çarpışma var?

O,savaşta tarafsız olmayı tercih ediyordu. Bulanıkları sevmese de, onlardan nefret etse de, onları büyücü dünyasından atmanın kayıp vermeden bir yolu olmalıydı ona göre. Ama savaşmak için bir nedeni olsa farklı olabilirdi belki de... O gece sanki aklından geçirecek başka bir şey kalmamış gibi bunu geçirmişti işte.

— Evet, Chloe. Geç dönebiliriz. Bir haftaya kadar sürebilir. Sen sadece evde bizi veya bizden bir haber bekle.

Babası Chloe'nin fazla başına buyruk olduğunu bildiğinden bütün bunları üstüne bastıra bastıra söylemişti. Chloe "Tamam" diye mırıldansa da, iki günden fazla sürerse kesinlikle bir şeyler yapardı. Babasının yüzüne bakmadan düşünüyordu tabii. Gerçi, o birinin yüzüne bakmadan düşünür, konuşur veya cevap verirse daha kötü olurdu bunu babası da biliyordu ama bu sefer bir şey söylememesine şaşırmıştı. Yukarı çıkarken ardı ardına iki tane cisimlenme sesi duydu. Saat sabahın dördüydü. Arkasına bakmadan odasına gitti ve kapıyı kapatıp uykuya daldı. Ertesi sabah uyandığında gelmelerini umarak boş eve “Günaydın” dedi neşeli bir sesle.
Ancak o cevap olarak bir ses beklerken, koltuğa kıvrılmış kedisinin mırıltısı gelmişti.

- Ah, pekâlâ blöf yapmıyorlarmış. Umarım doğum günüme kadar gelirler.

Dedi yüksek sesle. Sanki onu duyacak biri varmış gibi. Mutfağa geçtiğinde cinleri Patty çoktan kahvaltıyı hazırlamıştı bile.

- Miss Black, bir şey isterler mi efendim? Kahvaltınızı hazırladım, beğenmediyseniz başka bir şeyler de hazırlayabilirim efendim. Ne içmek istersiniz efendim?

Efendim, efendim vs… Chloe’nin bu laftan artık neredeyse beyni uyuşmuştu.

- Tamam, Patty, git ve kıyafetleri ütüle. Ütülediysen bir daha ütüle. Ben çağırana kadar! Tamam mı ?

- Elbette efendim. Efendimin her lafı emirdir efendim.

Dedi ve hemen yukarıya cisimlendi cin. Günler nedense büyük bir hızla geçiyordu. Chloe, annesine ve babasına her zaman saygı duyardı. Ve bu yüzden evden çıkmamıştı bu sefer. Çünkü bu sefer durum ciddi gibiydi. Chloe, her gün yaptığı gibi kalkıyor, bazen Patty’e kızıyor bazen de kedisi Leasty’e ve zaman akıyordu. Ertesi gün doğum günüydü.

Yarın gelmeleri umuduyla odasında uykuya daldı. Gece yarısı bir cisimlenme sesiyle irkilerek uyandı. Cisimlenenlerin iki kişi olmasını bekliyordu. Ama bir ses duyunca annesinin veya babasının yaralandığı düşüncesi aklına geldi ve korkarak aşağı indi. Başkasının cisimlenme ihtimalini düşünemiyordu bile çünkü bu ancak evdeki yabancılara karşı olan anti-cisimlenme büyüsü kırıldığında olabilirdi.Bunun da sadece bir yolu vardı.”Yoo” diye fısıldadı.Mümkün olabilir miydi ?Yine saçmaladığını düşündü.Daha aşağıya bile inmeden bir sürü saçma sapan senaryo yazmıştı.Merdivenden inerken salonun ortasında annesi ve babası gibi ölümyiyen olan ama kendisinden yalnızca iki yaş büyük Ryan’ı gördü.Sakin olmaya çalışarak

- Hey Ryan.Ne oldu?Imm.Bir de büyüyü nasıl kırdın?”

- Chloe,bunu söylemek benim için bile zor.Çünkü sözkonusu olan çok yetenekli büyücüler ancak…

Ryan lafının devamını getiremeden Chloe atladı:

- Onlara bir şey olmadı değil mi Ryan?Doğruyu söyle olmadı değil mi?

O sırada saat 12’yi bir geçmiş, Chloe birinin daha doğrusu birilerinin gelmesini bekliyor. Ama sadece Ryan konuşmasına devam ediyordu:

- Chloe sakin ol, annen ve baban savaşta öldüler.

Ama Chloe kendine hâkim olamamıştı. Asasını Ryan’a doğru savurdu. Çocuğun başından kan sızıyordu. Ama o hiç endişelenmedi. Nasıl olsa birkaç dakika önce reşit olmuştu.

- Nasıl bu kadar sakin olabilirsin Ryan? NASIL! Kim yaptı söyle bana? Lütfen?

Bu arada onun başından sızan kanı tekrar görüp irkilince, iksir dolabına gitti ve oradan aldığı iksiri ona içirtti.

- Tamam, beş dakikaya bir şeyin kalmayacak. Şimdi bana anlatır mısın? Lütfen…

Bu sefer ona yalvaran gözlerle bakıyordu. Hayattaki tek yalvaran bakışı olacaktı belki de bu çünkü en sevdiği iki insanı kaybetmişti. Ryan derin bir nefes alarak ve yeni bir lanet yememek için dikkatli bir şekilde konuşmaya başladı:

— Bak, Chloe. Savaş, bu sefer gerçekten çok kanlıydı. Bir sürü ölen oldu. Annen ve baban da savaşın ön saflarındaydılar. Bir anda kendilerini Özel Hedef Çemberi’nin ortasında buldular. En iyi seherbazlar vardı. Sonları, sonları üzgünüm ki kaçınılmazdı.

- Peki sen? Sen nasıl kurtuldun? Hem bu Özel Hedef Çemberi, Ölümyiyen Çemberi gibi mi?

- Evet, Ölümyiyen Çemberi gibi… Benim nasıl kurtulduğuma gelirsek, ben o çemberin hedefinde değildim Chloe. Biraz ileride diğerleriyle savaşıyordum. Bu savaşta annen ve baban gerçekten özel hedef gibiydiler.

Chloe,Ryan’a inanmıştı ki,başka çare göremiyordu zaten.Bu arada dört gün önce annesi ve babası giderken dilediği dilek aklına geldi.Lordun tarafına katılmak için geçerli bir sebep istemişti ve işte lanet olsun ki o sebep tam da doğumgününde hediye gibi önüne sunulmuştu.Ryan ayağa kalkmış gitmeye hazırlanırken ona seslendi:

- Hey Ryan.Ne yapmam lazım?

- Ne için Chloe?

- Ne için olacak? Size katılmak için… Ne yapmam lazım?

Ryan sanki ona bu soruyu bekliyormuş gibi baktı.

- Emin misin peki? Gerçekten?

Chloe eminim dercesine başını salladı.

- Pekâlâ, öyleyse gel benimle. Katılman kolay olacak, çünkü zaten ailen tarafından dolaylı olarak güven kazanmış durumdasın. Ve ayrıca buna ters düşecek bir şey de yapmadın. Ve ikna edilmesi gerekenlerin listesindesin. Eminim ki kolay olur.

Chloe,ikna edilmesi gerekenler lafını duyunca şaşırarak ona baktı.Ryan ise hiç şaşırma gibi bakarak karşılık verdi.Ve ikisi karargaha,yani değiştirilemeyecek kararlara doğru cisimlendiler.

Not: Eski bir rp'm

Rp güzel... Betimleme güzel... Ama acele etmişsin Very Happy Saatten acelenin nedeni anlaşılıyor... Sitedeki rplerinde acele etmeyip renklendireceğini umuyorum...
SYB Profesörlüğü senindir...


En son Drizzt DoUrden tarafından Çarş. Ağus. 13, 2008 12:58 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Samara Y. Laura D'Owen
Müdüre Yardımcısı/Ravenclaw Bina Sorumlusu
Müdüre Yardımcısı/Ravenclaw Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 11/08/08

MesajKonu: Geri: Profesör Alımları   Salı Ağus. 12, 2008 9:49 am

[size=11] [size]


En son Samara Y. Laura D'Owen tarafından Salı Ağus. 12, 2008 9:52 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Samara Y. Laura D'Owen
Müdüre Yardımcısı/Ravenclaw Bina Sorumlusu
Müdüre Yardımcısı/Ravenclaw Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 11/08/08

MesajKonu: Geri: Profesör Alımları   Salı Ağus. 12, 2008 9:50 am

Ad Soyad~ Samara Y. Laura D'Owen
İstediğiniz Mevki~ Aritmansi
Yaş~ 19
Örnek Rp~

Sert rüzgârın esintisiyle yüreğinde kasırgalar oluşturan boğuk havayı soluyordu Samara. Hırçın dalgaların beyaz köpüklerinde buluyordu kendisini, bulutlara tırmanıp güneşin ışığından bir kaç tutam sarı çalıyordu. Ormanın en derin mıntıkasında yeşillerin ardına gizlenmiş porsuklarla dolduruyordu güneşin sarısını. Güne bakanların arasından ince bir ip gibi geçişini hayal ediyordu, cübbesinden yansıyan ışığın adaleti sarıyordu koca tarlayı. Gökyüzünde güneş hiç olmadığı kadar parlak bir ışıkla doğuyordu, anımsadığı tek şeyse uykuya daldığında rüyalarında hapsolduğuydu. Ve yine karanlığıyla ünlü bir gecedeydi ruhu, düşündüğü tek şeyin o olması içini titretiyordu belki. Gökyüzündeki yıldızları saymak ne kadar zorsa bu gün, Samara'da onu öylesine hissediyordu, düşünüyordu... Kara göğü pençeleyen dolunayın parlaklığı sarıyordu odasını, düşlerinde yarım kalan prensi bulduğunu hayal ediyordu sadece. Umutsuzluğa savaş açmış, elindeki ölü yüreği gösteriyordu. Aşkı istiyordu bunun karşılığında... "Al yüreğimi, aşkı bana geri ver..! " diyordu, gök kapatmıştı gözlerini belli ki. Duysa bile, sesin sahibini görmek var ya... İşte, göremiyordu. Güllerin çimenlerdeki dansını görüyordu şimdi, imreniyordu. Söyledikleri mutluluk şarkısının, kuru dudakları arasından dökülmesini diliyordu yalnızca. Kucak açmıştı belki de umutlara, lalelerin sürmeli gözleriyle avutuyordu bedenini.

Hayal meyal yaşıyordu ya, içindeki huzur tükenmeden eve dönmek istiyordu. Mutluluğu bir rüyayla bitmesin, bir daha yüzü ağlamasın istiyordu. Kimse bilmiyordu ki, Samara'nın aslında ne acılar topladığını her gün. Kimse sezemiyordu, ikizine bile geceleri yaşadığı korkunç çırpınışları anlatmakta kararsız kalıyordu. Saçma geliyordu kimi zaman, ama yaşıyordu... Her gece, gün ağırınca odasına çöken karanlıkla yüzleştiğinde yaşıyordu. Çığlıklara boğulan odasında tek başına, çaresizce yaşıyordu. Bazen bağrışmaları duyup odasına gelenlerle avunuyordu hiç değilse, yalnızken hayatı, yaşamı onu rahat bırakmıyordu. Kan içinde yattığı yatağından uyanıyordu şimdi, canı yanıyordu. Yüreğini çoktan kara göğe satmıştı, karşılığında ise bir hiç... Gözünden akan yaşlarla diniyordu acısı, tavandan damlayan soğuk suyla kendine geliyordu. Hayal etmesi bile korkunçken, içinde yaşadığının bu olması gerçekten nasıl farksızdı? Yaşıyordu belki ama hala içini bulandıran karanlıkla yaşamak ağır geliyordu olmayan yüreğine. Çalınıp gittiğini düşünüyordu kalbinin, yüreksiz yaşamanın bedelini gözyaşlarıyla çekiyordu. Oysaki kendi elleriyle çıkarıp satmıştı şimdi yok olan kalbini... Sade bir yaşantıda sürdürüyordu hayatını belki, ama kalpsizken aşksızlıktan bile daha kötü bir hançer saplanıyordu ruhunun derinliklerine.

Bağırıyordu yine, güzü yettiği kadar bunu yapanın ardından koşmaya çalışıyordu, yakalayana dek. Kolunu kavradığında ona bu hançeri saplayan yüzünü dönüyordu, Stefan Josh Valery... Samara, acıyan ama olmayan yüreğiyle konuşuyordu belli ki. Gözlerini açıp kapadıkça hala önünde onun olduğunu görmek sızlatıyordu içini. Gözlerinden kaçırıyordu, kovalayan birinin olduğunu hissediyordu ardından. Sızısı dinmeyen hançerin yarasını gözlüyordu, eser kalmamıştı şimdi... Stefan cebinden kana bulanmış kalbin gerine tertemiz, bir kalp uzatıyordu. "Al... Bu da benden sana ufak hediye... !" Samara ter içinde uyandığı bu rüyadan kurtulduğuna şükretmiyordu şimdi. Acısı dindiği zaman açtığı gözleriyle yine karanlıkla karşılaşıyordu. Kapalı perdenin ışığı fırlatışını görünce yatağından kalkar kalkmaz açtı. Gökyüzüne baktığında güneşin parıltısını süzüyordu bu sefer gözleri. Gece ve gündüz... Değişen sadece renklerdi, kâbuslarsa yanında gelen bir sürprizdi sadece. Kalbini arıyordu, sol tarafına dokunduğunda küt küt attığı duymak güven veriyordu ona. "Benimlesin... " diyordu kendince. Elini çektiğinde öleceğini farz edip bedeninden ayrılıyordu, ruhuna sadece bir veda öpücüğü kondurup koşuyordu.

Gidebildiği yere kadar durmadan, yorulmadan koşuyordu. Kendisini aşkın bulamayacağı bir yere koyduğundaki yalnızlığını sövüyordu, narkozlu bedeninden paramparça bir mektup alır gibi. En sonunda, içinde bulunduğu kasırgalara elveda deyip çıkabilmişti yatakhaneden. Önünde uzun bir koridorda yankılayan ayak sesleri meçhuldü. Koridordaki soğuklukla yıkanıyordu, kollarına asılmış cübbesi belli ki onun sırtına bir yük gibi ağartıyordu. İnleyen tiz seslerle dolup taşan Hufflepuff’ın sahipsiz koridorlarını aştığında hissetti vardığını. Kimsenin yüzüne bakmadan, her ne kadar tanıdığı biri ona selam verse de aldırmadan geçiyordu yanlarından. Kızlar tuvaletinin kapısına henüz gelmeden burnunu korkutan sigara kokusuyla sert bir tavırla girdi içeriye. Burnunu iki parmağının arasına mandal gibi sıkıştırmış, kokunun deliklerinden içeriye girip solunmasını istemiyorcasına direniyordu. Ve... Adımları tuvalette sürerken arkasından sertçe kapanan kapının sesiyle dönmüştü kapıya, sigara kokusu git gide solunuyor, nefes almak zorlaşıyordu Samara için. Kapı kolunu sertçe kendisine doğru çekip açmaya çalışsa da çabalarının hiç bir şeye yaramadığını görmek onu üzüyordu. "Bakın burada kim varmış, Samara... Sana oynadığım oyunu beğenmeni umuyorum, çok uğraşmadığımı bilmeni isterim. Haa... Sigara alır mıydın?" Kendisiyle konuşan yıllar önce annesinin lanet arkadaşı Pheliaes'dı, Samara'nın onun oyunlarını bozduğu günleri ödetmek için buradaydı.

"Alexandra, karın seni ne kadar da az seviyor. Durmstrang'da başkalarıyla günlerini gün ederken, sen neden burada tek kalasın ki! Benimle kalmanı istiyorum... " Hatırladığı sadece annesinin profesörlüğe atandığında ki ilk senesinden itibaren eve tamamen yerleşen Pheliaes'in bu baştan çıkartıcı sözleriydi. Babasının ona inanacak kadar aptal bir adam olmamasına bağlanıp atlatılan o günün ardından, annesinin eve döndüğünü görmek moralini yerine getirmeyi başarabilmişti. Ve Pheliaes'ın aslında bir hayalet olduğunu bilmeyen ailesine yaşattıkları ve yaşatacaklarıydı asıl intikam. Soluk benzi, hafızasında kalan onca şeyin bedelini öderken Samara'nın nefret dolu bakışlarıyla birleşen boğuk sesi yankılandı kızlar tuvaletinde. "Pheliaes, seni lanet olası hayalet! Bu sefer de kafayı bana mı taktın seni pislik, gel öyleyse..." Asasını cübbesinden çıkarttığında elindeki sigarasını sertçe sallayan hayaletin gölgesine büründü. Neler yapabileceğini henüz bilmeden çıkarttığı asasını öylesine kavramıştı ki elleri terlemeye başlamıştı. Sigarasının külleri yavaş yavaş tuvaletin fayanslarına dökülüp sıcaklığını kaybettirirken, kadının pelerininden çıkarttığı keskin mızrak gibi çubuğa dikti gözlerini. Üstünden çıkan dumanlar belli ki sıcak olduğunu ve de yakıcı-yanıcı olduğunu fısıldıyordu kulağına. Kapı, içeride birinin olduğunu anladıklarından kapıyı sertçe vuran ve açmak için zorlayanların sesleri duyuluyordu ardından. Önce içeride biri olup olmadığını soruyorlar ve ardından da sessiz cevaplara karşın kapıyı zorlamak durumunda kalıyorlardı. Ne acı ki Samara henüz düelloya başlayamadığı kadının elindeki mızraklardan hiç bir şey anlamış değildi, fakat az sonra bedeninde olduğu kadar ruhuna sızacak acıyı hissedebiliyordu. “Per favore mi Aiuti.!!”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Violet C. Melix D'Owen
Hogwarts Müdüresi/ Mitoloji Profesörü/ Ollivanders Asa Dükkanı SahibiHogwarts Müdüresi/ Mitoloji Profesörü/ Ollivanders Asa Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 25
Rp sevgilisi : Henüz yok!
En belirgin özelliği : Komik
Asa : Sessizliğin Çığlıkları
Özel yeteneği : Görücü
Kayıt tarihi : 11/08/08

MesajKonu: Geri: Profesör Alımları   Salı Ağus. 12, 2008 5:53 pm

Alındın canım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Violet C. Melix D'Owen
Hogwarts Müdüresi/ Mitoloji Profesörü/ Ollivanders Asa Dükkanı SahibiHogwarts Müdüresi/ Mitoloji Profesörü/ Ollivanders Asa Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 25
Rp sevgilisi : Henüz yok!
En belirgin özelliği : Komik
Asa : Sessizliğin Çığlıkları
Özel yeteneği : Görücü
Kayıt tarihi : 11/08/08

MesajKonu: Geri: Profesör Alımları   Salı Ağus. 12, 2008 9:24 pm

Samara Y. Lauren D'Owen kendi isteğiyle profesörlükten alınmıştır. Artık Aritmansi dersi boştur.

_________________


~Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde
~
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Profesör Alımları
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sectumsempra :: Önemli bölümler :: Meslek seçimi-
Buraya geçin: